Son Kelimeler

Fehmi Koru Kimdir, Fehmi Koru Hayatı

Sponsorlu Bağlantılar

Fehmi Koru Biyografisi «TIKLA»

gazeteci, yazar 1950 yılında İzmirde doğdu. İzmir Yüksek İslam Enstitüsü (1973) mezunu. ABD Harvard Üniversiyesinde master (1982) yaptı. Uzun yıllar Zaman Gazetesinde Ankara temsilciliği ve köşe yazarlığı yaptı. Bu görevi Yeni Şafak Gazetesinde sürdürdü. Tekrar Zaman gazetesine geçti. Taha Kıvanç takma adıyla kulis yazıları yazdı. TYBnin 1986 Basın Yönetim Ödülünü kazandı. HAKKINDA YAZILANLAR Çok bilinen sır: Fehmi Koru Cemal A. Kalyoncu Aksiyon 11 Mart 2000 Ben çok iddialı olduğum konularda yanıldığımı zannetmiyorum; ama iddiasız olduğumda da zaten iddiasız olduğumu, yazdıklarımın ihtiyatla karşılanması gerektiğini mutlaka belirtirim... Mizacen fazla kavgacı birisi değilim. Zorda kalmasam, ihtiyaç olduğunu düşünmesem hiç bir zaman başkası ile kalem kavgasına girmem... Hikmet Çetinkaya ile karşı karşıya gelişim Türk basını açısından büyük bir talihsizliktir. Arşiv gazeteciliğin en temel özelliğidir. Bu ille yazılı olmak zorunda değildir, hafızalarda yer eden küçük ayrıntılar da birer arşiv bilgisidir gazeteci için. Emin Çölaşan, 26 Kasım 1996da gazetesi Hürriyetin kendisine sansür uyguladığının ispatlanması halinde hemen o gün bu mesleği bırakacağını yazar: ...Eğer gazetemin benim yazılarımdan, cümlelerimden ve hatta sözcüklerimden birine sansür uyguladığını kanıtlarsa, kanıtlamanın da ötesinde bir tek belirtisini gösterirse, ben bu mesleği o gün bırakırım. Önceki gün baktım Emin Çölaşan hala Hürriyetteki yazılarına devam ediyordu. Çölaşanın o yazısının devamı da var. Sürükleyici bir yazı olduğu için, kopamadım: Çünkü onurlu ve şerefli bir gazeteci, yazısındaki her sözcüğün sahibidir. Bir tek satırına sansür uygulanması bile, onun derhal istifa etmesini gerektirir. (...) Eğer basında yazılarının sansür edilmesini kabul edip içine sindiren köşe yazarları varsa (!) onlar zaten haysiyetsizdir. Aradan dört yıl geçer. Çölaşanın yazısı gazetesi Hürriyet tarafından sansür edilir. Çölaşan internetin azizliğine uğrayacaktır. İnternetteki yazı ile Hürriyetteki yazı birbirini tutmamaktadır. Ama sansür hiç kimse tarafından farkedilmez. Bir kişi hariç: Taha Kıvanç. Doğrusunu söylemek gerekirse sansür bütün gazetelerde vardır ve her gazetecinin başına her an gelebilen birşeydir. Ama Çölaşana uygulanan sansürü farklı kılan, onun dört yıl önce yazdığı yukarıdaki satırlardır. Taha Kıvanç, Emin Çölaşana, uygulanan sansür olayını belleği ve arşivi sayesinde yakalayıp gözler önüne sermiştir. Taha Kıvanç için basındaki en iyi hafiyelerden birisidir demek de yerinde bir tespittir sanırım. Onu başarılı bir hafiye-gazeteci kılan özelliklerin başında onun çok okuyan, en küçük ayrıntıları dahi gözden kaçırmamaya çalışan, sürekli gözlemleyen ve daha önemlisi bilgisayar teknolojisinin çok iyi bir kullanıcısı olması gelmektedir. Türk basınında bilgisayarı ilk kullanan gazetecilerden biri belki de ilki olmasının ona verdiği desteği, çok işine yarayan arşivleme ve bilgiye kolay ulaşma aşamasında olmaktadır. Hafızasının kuvvetli olması da Kıvançın işinde bu kadar başarılı olmasının sebeplerinden bir tanesidir. Bütün bunlar ortaya bir hafiye gazeteci portresi çıkarır. Baba oğul gazeteci!! Bunların sonucunda Türk basınının en çok taklidi yapılmayı hak eden yazarıdır da Kıvanç. Babası ve kardeşi olduğunu iddia eden Reha Baha Kıvanç isimleri ile birebir taklit edilir. Taha Kıvançın bu kadar kıskanılmasının sebebi Türk basınına getirdiği ve kulis adını verdiği tarzdır esasında: Kulis Türk basınında daha önce bilinen bir yazı türü değildi. Ben yabancı basını yakından izlediğim için Anglosakson basınında var olan bir yazı tarzını taşımak istedim Türk basınına. Peki ne vardı Kuliste? Burada çatık kaşlı olmayan yumuşak bir yaklaşımla, bilgi kırıntıları, haber kırıntıları, okunan kitaplarda karşılaşılan önemli, ama kimsenin o ana kadar farketmediği ayrıntılar, seyredilen bir film, katılınan panel... Bütün bunları, yani hayatın içinden oluşumları bir sütuna taşıma işini ben başlattım. Bu alışılmış bir şey değil, aslında kolay taklit edilir bir şey de değil. Taha Kıvanç haklıdır. Bu kadar geniş alanda kulis yazmak tek kişinin harcı değildir. O yüzden başka gazetelerde ona öykünerek başlatılan uygulamalarda, ekonomik, siyasi, kültür kulisleri yazılır, ama herbirini ayrı ayrı kişiler yazar. Taha Kıvanç işte bunu getirir Türk basınına, her şeyden yazan bir kulis yazarıdır o. Bu yüzden midir bilinmez, biraz komploculuk da vardır onda. Komplocudur; ama bu komplocu yanı ihtiyatı elden bırakmasına neden değildir: Ben çok iddialı olduğum konularda yanıldığımı zannetmiyorum; ama iddiasız olduğumda da zaten iddiasız olduğumu, yazdıklarımın ihtiyatla karşılanması gerektiğini mutlaka belirtirim. Kavgayı sevmez ama... Taha Kıvançın bir özelliği daha vardır. Kıvançın kalem kavgaları oldukça meşhurdur. Onunla kavga etmemiş gazeteci sayısı çok değildir: Ben aslında mizacen fazla kavgacı birisi değilim. Zorda kalmasam, ihtiyaç olduğunu düşünmesem hiç bir zaman başkası ile kalem kavgasına girmem. Zaten Türkiyede kalem kavgalarının tadı da kalmadı. Kıvanç, Can Ataklı, Bekir Coşkun, Serdar Turgut ve daha birçok isimle kalem kavgası yapar. Kavga ettiği iki kişi daha vardır ki... Hikmet Çetinkaya ile karşı karşıya gelişim Türk basını açısından büyük bir talihsizliktir. Kalem kavgasına giriştiği diğer bir isim ise Emin Çölaşandır. 1990lara kadar iyi arkadaş olan ikilinin arası, Çölaşanın kendisi gibi düşünmeyenleri karalamaya başlaması ile bozulur. Taha Kıvanç aslında gerçek bir isim değildir. Gerçeği Bülent Şirindir. O zamanki sahibi Alaaddin Kayanın teklifi üzerine, çıkmaya başladığı Kasım 1986da başına geçip daha sonra onüç yılını geçireceği Zaman gazetesinde Kulisi başlatan Bülent Şirindir. Şirin kısa zamanda tanınır ve ilgiyle okunur. Ancak, bir süre sonra deşifre olduğu için Şirin kimlik değiştirmek zorunda kalır: Şirin benim kızımın adı, Bülent de sevdiğim bir isim. Bülent Şirin imzalı kulislerin benim tarafımdan yazıldığı çok yaygın bir bilgi haline gelince ben de yazıları kestim. Aradan bir süre geçtikten sonra o alandaki ihtiyaç sürdüğü için isim değiştirilerek yazılara devam edilir. Taha Kıvanç böyle çıkar ortaya: Taha benim oğlumun adıdır. Aslında Bülent Şirin de gerçek değildir. Bu isimlerin baş kahramanı anne ve baba tarafı da Yugoslavya Prizrenli esnaf bir ailenin çocuğu, gazeteci Fehmi Korudur. Kendisine göre Taha Kıvançın Fehmi Koru olduğunun anlaşılması ile Türkiyenin en çok bilinen sırrı deşifre edilmiş olur. Aile, Prizrenden gelme Prizrenli Hüsnü Bey, çocuklarıyla beraber Türkiyenin daha doğrusu İzmirin yolunu tutar, kolonyacılık yapar. Daha sonra çocuklar da baba mesleği olan kolonyacılığı devam ettirirler. Muzaffer Bey (Fehmi Korunun babası) de kardeşleriyle beraber bu işle meşgul olur. Diğer taraftan bir başka Prizrenli, Durak Efendi (Ütin) de, Yugoslavyadaki hayat şartlarının elverişsiz olması sebebiyle Türkiyeye gelir: Babam Türkiyede doğdu, annem ise orada doğup buraya geliyor. Ama her ikisinin aileleri de Prizrenli. Ütin ailesi burada daha iyi şartlarda yeni bir düzen kurarlar kendilerine. Kısmet bu ya, Hüsnü Beyin oğlu Muzaffer ile Durak Beyin kızı Ganimet Hanım tanışıp evlenirler. Çiftin adını Fehmi koyacakları bir çocukları gelir dünyaya 1950de; onu da sonraki yıllarda Vecdi ve Naci takip eder . Okul çağı geldiğinde ailesi onu Kemal Reis İlkokuluna kaydeder önce. Koru iyi bir öğrencidir: Birşey olacağım belli idi ama ne olacağımı ilkokulda düşünmemiştim. Sonrasında İzmir İmam Hatip Lisesinde devam edecektir tahsil hayatı. Burada Zamanın eski Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Aymazla olan beraberliği İzmir Yüksek İslam Enstitüsünde de devam edecektir. Koru, faal bir üniversite dönemi geçirir. Üniversiteyi bitirdiği 1972nin sonlarında İstanbula gelen Koru Fatih Gençlik Vakfının kuruluşunda çalıştıktan sonra sanayi alanıyla iştigal eden özel bir şirkette çalışma hayatını sürdürür. 1975te ise, 28 Şubat sürecinin de etkisiyle akreditasyon listelerinden çıkaracakları Fehmi Koruya askerler ocaklarının kapılarını açarlar. Tuzla Piyade Okulunda askerliğini kısa dönem olarak yapar. Dönüşte yine kitap kokan işler yapmaya devam eder. Akyay-Kaynak Yayınlarını arkadaşlarıyla kurarak aralarında Necip Fazılın kendi sesiyle okuduğu şiirlerinden oluşan bir plağın da bulunduğu eserler yayınlar. 1977-78 yıllarında dil öğrenmek için gideceği İngiltere ise daha sonraki hayatında faydalarını göreceği bir pencere açacaktır Koruya. Dil öğrenmesini ona, Turgut Özal söylemiştir. Koru, Özalla, 1977 seçimlerinde siyasete ilk giriş denemesini yapacağı sırada tanışmıştır. Daha sonraları, gazetecilik okumak üzere bir kez daha gideceği İngiltereden dönünce, bu sefer Arapça öğrenmek için 7-8 ay kalmak üzere Suriyeye gider. Suriyedeki dönemi ise onun İslam dünyası ile ilgili fikriyatının oluşacağı dönem olacaktır. İngilterede ve daha sonraki yıllarda gideceği Amerikada Batı toplumlarını yakından tanıma imkanı bulur Fehmi Bey. Amerikaya gidişi ise Ege Üniversitesinde kimya doktoru olan eşi Nebahat (Karagülle- Nebahat Hanım başörtüsü yüzünden üniversiteden ilk atılan öğretim üyesidir) Hanıma MIT (Massachusetts Institute of Technology)den araştırmalar yapmak üzere bir davet gelmesi ile gerçekleşecektir. Eşiyle beraber gideceği Amerikada, o da aynı üniversitenin Uluslararası Araştırmalar Merkezinde araştırmacı olarak çalışacaktır. Koru, bir imkansızı başarır burada. Amerikanın en önemli üniversitelerinden Harvarda, üçyüz kişinin arasından kazanan 4 kişiden biri olarak girer. Sonrasında 1982de Türkiyeye döndüğünde 9 Eylül Üniversitesine Arapça okutmanı olarak girecekken, 12 Eylül sürecinin bir yansıması olarak, hakkında hazırlanan rapor yüzünden bu atama gerçekleşmez. Bu dönemde Arabia ve Crescent adlı dergilerde yazmaya başlar. Fehmi Bey, bu kadar çeşitli yerlerde yazılar yazmıştır; ama bu gün ona sorarsanız yazmak yerine o okumayı tercih edecektir: Okumaktan çok hoşlanan bir insanım. Yazmak mı okumak mı deseler ve bana bıraksalar okumayı tercih ederim. Milli Gazetenin ardından Ekrem Pakdemirlinin onu, başında bulunduğu HDTMye basın müşaviri yapması ile gazete ve yazı işinden bir müddet uzak kalır. Buradan, başında Yusuf Özalın bulunduğu DPTnin İslam Ülkeleri Ekonomik İşbirliği Bölümüne (İSEB) O konular zaten benim konularımdı. diye düşündüğü için geçer ve burada çalışmaya başlar. Onu buraya talep eden, bir uçak yolculuğu sırasında tanıdığı, şimdi Viyana büyükelçisi olan Yaşar Yakıştır. Yakış, o dönemde İSEBin başındaki kişidir. Koru, devlette kısa süren bu vazifesinden 1986 Ağustosunda ayrılır. Ayrılmasına vesile olan, o yılın kasım ayında yayın hayatına başlayacak Zaman gazetesidir. Koru, Zamanda çok uzun yıllar (13 yıl) kalacaktır: Bizim kesim her gazete ve dergide yazdığım için ismimi biliyordu. Ama Türkiye genelinde ismimin duyulması Zaman Gazetesi ile oldu. Onu diğer gazetelerden gelen teklif (Akşam) bile Zamandan ayıramaz. 1998in Eylül ayında ise ayrılık zamanı geldiğinden olacak, yazıları birden kesiliverir: Gazetelerde ben şahsen her zaman özgür bir ortamda çalıştım. Zaman gazetesi de bu yönden en geniş özgürlüğü sağlayan bir gazete idi ben çalışırken. Koru, istenmediği hissine kapılınca Zaman macerası sona erer. 1980de evlendiği Elektrik Yüksek Mühendisi Süleyman Karagüllenin kızı Nebahat Hanımla evliliğinden beş çocuğu (sırayla Mehmet Yasin, Zeynep Alemşah, Fatma Şirin, Ahmet Taha, Ömer Faruk) olan Fehmi Korunun, kendisine çevre sağlayan önemli dönüm noktalarından biri de kayınpederinin kurduğu Akevler Kooperatifidir. Bugünlerde One Column Ahead (Türkçesi Bir Sütun İleri) adlı bir İngilizce kitabı çıkacak olan Koru, yazdıkları İngilizce kitaplaşan ilk Türk gazetecisi de olacaktır. Unutmadan ekleyeyim; çok iyi bir Türk sanat müziği ve halk müziği repertuvarı olan Korunun sesi de fena değildir. İşte size Türkiyenin en çok bilinen sırrı Fehmi Korunun hiç bilinmeyen bir sırrı daha: Fehmi Koru da, Taha Kıvanç, Bülent Şirin ve diğerleri gibi gerçek birisi değildir aslında. Bu da benim teorim. HABER Stara geçti Bu yılın başında Yeni Şafaktan ayrılarak eski gazetesi Zamanda yazmaya başlayan Fehmi Korunun bu gazetedeki yolculuğu kısa sürdü. Kanal 7de İskele Sancak programının yanı sıra Fehmi Korunun yorumculuk yaptığı Haber Saatini sunan Erhan Çelik, Twitterda yazdığı mesajla Fehmi Korunun Zamandan ayrıldığını duyurdu. Fehmi Koru, bundan söyle Star gazetesinde yazmaya başlayacak. 29 Temmuz 2011

Fehmi Koru Wikipedia «TIKLA»

Fehmi Koru, (d. 25 Temmuz 1950 İzmir) Türk gazeteci ve yazar. Gazeteciliğe Zaman gazetesinde başladı. Zaman'dan ayrıldıktan sonra bir müddet Turkish Daily News gazetesinde yazdı. ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Harvard Üniversitesi'nde yüksek lisans ve doktora eğitimi almıştır. Taha Kıvanç müstear adıyla da yazılar kaleme almaktadır. Fehmi Koru iyi derecede Arapça ve İngilizce bilir. Uzun zaman pek çok yazısında eleştirdiği[1] Yeni Şafak gazetesinde uzun yıllar yazan Koru, Star gazetesine geçmiş 2014 yılında bu gazeteden de ayrılarak halen Gazete Habertürk gazetesinde yazmaktadır. Kanal 7'de haber saati programında yorum yapmakta ve TV kanallarında düzenli olarak programlara katılmaktadır.WikiLeaks internet sitesinde yayınlanan ve Amerika Birleşik Devletleri diplomatik belge sızıntısı olarak bilinen belgelerde, ABD Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın talebi üzerine, Yeni Şafak gazetesi genel yayın danışmanı olan Koru'nun, aynı gazetede yazan İbrahim Karagül'ün görevden alınması için gazete yönetimine baskı yaptığı iddia edilmiştir. Bu iddianın gündeme gelmesinden sonra Koru gazetedeki görevinden ayrılmıştır. Bir süre sonra Zaman Gazetesi -tekrardan- kadrosuna katmıştır. Son olarak Zaman Gazetesinden tekrardan ayrılarak Star Gazetesine geçmiştir.[2][3]Şu anda da Habertürk'te yazmaktadır.

Fehmi KoruSözlük Yorumları «TIKLA»

Fehmi-Koru için değerli bir yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın!


Fehmi Koru Yorumlar

Yorumla